Akıllı Şebeke: Şebeke Kalitesi & Paritesi

Şebeke paritesi; Fotovoltaik(PV) teknoloji kullanarak üretilen elektriğin, konvansiyonel enerji kaynaklarından üretilen elektriğe göre kilo-watt saat başına maliyetine eşitlendiğinde, ya da, altında kalması anlamına gelir. Genellikle, hükumetler şebeke paritesine ulaşıncaya kadar, enerji üretimi için yeşil enerji kaynaklarının kullanıldığı teknolojileri destekler.

Deutsche Bank’ın, 2013 yılında yayınlamış olduğu bir çalışmada, Almanya için güneş pazarı, artık desteklenen konumdan, sürdürülebilir konuma ulaşmıştır. Dış kaynak olarak kullanılan kömür ve doğalgaz, enerji üretiminde direk olarak hesaba katılmış olsaydı, güneşin şebeke paritesi, piyasa şartlarına göre sürdürülebilir konuma alınması için çok erken olabilirdi. Fakat, kömürün topluma gerçek maliyeti, sadece, çıkarılması ve bu kaynaktan enerji üretilmesi değil, aynı zamanda hava ve su kirliliği, iklim değişikliği ve sağlık etkilerini de içermektedir.

Şebeke paritesi, aynı zamanda politika yapıcıları için, finansal maliyetleri ve temiz enerjinin faydaları konusunda, farkındalık oluşturması açısından, mükemmel bir araçtır. Enerjinin maliyetlendirilmesi ile ilgili, sadece, üretim yapan santrallerimizin, kilowatt saat başına maliyetini dikkate almayıp, aynı zamanda, nihai tüketiciye enerji ulaştırdığımız şebekenin, kalitesini de göz önüne almalıyız. Siz, ne kadar enerjinizi temiz enerji kaynaklarından üretseniz de, enerjinin son kullanıcıya ulaşmasını sağlayan şebeke, verimsiz ise; faaliyetin bütününde fayda sağlayan bir iş yapmamış olursunuz. Bu sebeple; üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerini, entegre bir şekilde düşünmemiz, hem şebeke paritesi, hem de, şebeke kalitesi açısından fayda sağlayacaktır.

Elektrik şebekesi, Amerikan Enerji Bakanlığı’nın tanımına göre; birbirine bağlı enerji hatlarının ve ekipmanların, enerji kaynağından yüksek gerilime dönüştürerek iletilmesi ve alçak gerilime dönüştürülerek, nihai tüketiciye ulaştırılması şeklinde açıklanmaktadır. Amerika’da, bu karmaşık sistem, federal hükumete bağlı olmayıp, bağımsız operatörler tarafından işletilmektedir. Federal hükumetin, yönlendirmesi olmadan, şebeke iyileştirmeleri, teknolojiye uygun olarak parça parça hayata geçirilmektedir. Parça parça hayata geçirilen bu iyileştirmeler, şebeke de gençleşmeye, verimliliğe ve güvenli bir şekilde, enerjinin teslim edilmesini sağlamaktadır. Şebekelerin modernleşmesiyle, enerji kesintisi ve süresi de azalmakta, tedarik sürekliliği sağlanmaktadır.

Akıllı şebekeler, 20. Yüzyıl da, mekanik sayaçlar üzerinden alınan değerler üzerinden, talep tahmini yapmak yerine, haberleşebilen cihazlar üzerinden alınan bilgiler baz alınarak, enerji yönetim yazılımlarını kullanmayı amaçlamaktadır. Burada ki önemli nokta, şebeke ile tüketici arasındaki iletişimdir. Akıllı şebeke teknolojileri, sadece tek yönlü iletişim kurmayıp, aynı zamanda, gerçek zamanlı enerji yönetimi yazılımları ile, iki yönlü iletişim sağlar. İki yönlü akıllı şebeke teknolojisi ile, tüketici pasif konumdan çıkıp, aktif bir konuma geçerek, enerji kararlarında büyük bir rol oynar.

Bunlara ek olarak, akıllı şebekede, tüketicinin kullanmış olduğu enerjinin kalitesinde de artış sağlanacaktır. Çift taraflı haberleşme ile, tüketiciden gelen bilgi ve üreticiden gelen bilgi karşılaştırılarak, bir nevi arz ve talebi optimum seviyede tutarak, enerjinin tüketim yapılacağı kadar üretilmesi sağlanacaktır. Elektrik kesintileri, daha kolay ve hızlı tespit edilir hale gelecektir. Şebekede ki kalitenin artması, hem maliyetin, hem de kirliliğin azaltılmasına yol açacaktır.

Ülkemizde, akıllı şebeke yatırımları hız kesmeden devam etmektedir. Bu yatırımların, tüm elektrik dağıtım şirketlerinde, optimum seviyede hayata geçmesi ile, elektrik kesinti sayısı ve süresi azalacak; arz-talep yönetimi, aktif enerji verimliliği, enerjinin kontrolü ve optimizasyonu sağlanacak, kendi kendini onarabilen şebekeler ortaya çıkacaktır.

Yiğit ÇAKIR
Schneider Electric
Energy Business Unit

Schneider Electric'ten En Yeni Haberleri görüntülemek için

Burayı tıklatın